EMRE KASAP

EN
500px Facebook Twitter Flickr Flickr
ANASAYFA FOTOĞRAF BLOG İLETİŞİM HAKKINDA

Merhaba ve İğneada Gezisi

05 Mart 2013 Salı

Yeni yüzüne nihayet kavuşan sitemin ilk blog yazısı ile girizgâhı yapalım istedim. Kategorilerden ve galeri yapısından mahrum olan eski site yerine, şimdiki hâlin çok daha kullanışlı ve estetik olduğu kanısındayım ki umarım siz de izleyiciler olarak bunu paylaşırsınız. Bir süreliğine sitemiz test yayını altında olacak ki sizden gelen yahut kendi gözümüze çarpan eksikliklerini giderebilelim.

Hoşgeldiniz vesselam....

İlk yazı için taze taze gerçekleştirmiş olduğumuz İğneada fotoğraf gezimizden bahsetmeyi uygun buldum.

3 gece önce yani 12 Şubat'ı 13 Şubat'a bağlayan gece İstanbul'dan yola çıktık 22 kişilik ekibimizle. Yeni arkadaşlar, eski arkadaşlar, eski fotoğrafçılar ve yeni başlayanlar hatta fotoğrafçı olmayanlar... Şehirden kaçalım istedik.

Yaklaşık 4 saatlik bir yolculuğun ardından bir kaç aydır görmemiş olduğum İğneada'ya ulaşmış olduk. Küçük bir yol süresi hesaplama yanlışı nedeniyle 05.15 gibi İğneada sahiline vardık ki güneş 07:00 civarı doğacaktı. Bu arada sıcaklığında -2 yahut -3 derece civarı olduğunu hatırlatayım zira, ekipten kim otobüsten inse titremeye başladı. Şansımıza börekçi açıktı ve yaklaşık 1 saate yakın orada oturup çayımızı içtikten sonra, vakit nakittir deyip, tekrar sahile indik.

<strong><em>Gün doğumunda otobüse sığınmadan soğuğa direnen fotoğraf sevdalıları</em></strong> :)Gün doğumunda otobüse sığınmadan soğuğa direnen fotoğraf sevdalıları :)

Hani 22 kişiydiniz demeyin, bir kısmımız otobüsten çıkmaya cesaret edemedi soğuk ve uykusuzluk nedeniyle.

İğneada'ya geçen yıl yaptığımız ilk gezide, sahilde bir kaç kayık vardı, herkes gözünün kestiği kadar yürüyüp bir kayığın başında farklı kompozisyonlar oluşturmaya çalışmıştı. Ancak bu sefer mevsim itibari ile sahilde sadece bir tane kayık vardı. Tam ekipteki arkadaşlara, uzun pozlamalarda kadrajınızın içerisine sabit bir nesne yerleştirirseniz hareket vurgusunu daha iyi sunarsınız, dedikten sonra bu gerçeği görmem ilk başta, etrafıma belli etmemeye çalışsam da moralimi bozdu ancak ekibimiz sağlam çıktı.

<strong><em>İğneada Sahili</em></strong>İğneada Sahili

Güneşin doğum anını, öncesini ve sonrasını fotoğrafladık ki bir sene önceki ziyaretimizde, güneş bulutlar ardından kendini bir türlü göstermediği için başarılı olamamıştık.

Güneş doğdu, e fotoğrafladık da,o zaman ekibin donmaya başlamasına gönlüm razı olmamalı idi artık. Hemen yan taraftaki Resort Otel'e geçtik ve kahvaltımızı ifa ettik. Burada iken İğneada gezimizin ana ayaklarından biri olan Longoz Ormanlarını gezemeyeceğimizi daha bir gün önce belediyenin 4X4 pick-uplarının dahi zor giriş yaptığını öğrendik. Sağlık olsun, nasıl olsa baharda konaklamalı gezi düzenleyeceğiz deyip, geçen seferden zihnimize ve gönlümüze nakşolunan Beğendik sahiline doğru yol aldık. Sadece dalga seslerinin duyulabildiği bu mistik ortamda karşıdaki köyün Bulgaristan'a ait olduğunu söylediğimde, sınırda olma hissiyatı ekiptekileri mutlu etti gibi geldi bana.

<strong><em>Beğendik Sahili</em></strong>Beğendik Sahili

Farkettiğiniz üzre fotoğraflar hep uzun pozlamalardan müteşekkil. ND filtreyi yeni alınca sanırım böyle oluyor. Ağırlık olarak sokak fotoğrafı ve portre çalıştığım için, bir süredir değişiklik arıyordum motivasyonumu diri tutabilmek adına ki ND filtre gündüz uzun pozlama denemeleri, aradığıma tam da karşılık geldi.

<strong><em>Yine Beğendik Sahili</em></strong>Yine Beğendik Sahili

Beğendik gibi bol dalgalı bir ortam da bu tip pozlamalar için biçilmiş kaftandı tabii ki.

<em><strong>Beğendik </em></strong>Beğendik

Arkadaşların Beğendik'te de yeterince üşüdüğüne kanaat getirdikten sonra Limanköy'e geçtik. Burası 2 kahvesi olan ve hoşsohbet insanlarla dolu olan bir köy. Biz vakit geçirmek için Ata Kahvesi'ni tercih ettik. Bir iki portre çıkartayım niyetiyle, amcaların arasına karışarak bir kaç portre çektim.

<em><strong>Limanköy / Ata Kahvesi</em></strong>Limanköy / Ata Kahvesi

Baktım ki ekip biraz ısınmaya başladı, hemen onları tekrar üşütmem gerektiğini hatırlayarak, İğneada limanına doğru yol aldık.

<em><strong>İğneada Limanı</em></strong>İğneada Limanı

Daha önce Güldem'le ıslandığımız sahil kısmında bu sefer oldukça dikkatli idik. Tripodu suyun içine kurup hızlı adımlarla geri kaçarak aşağıdaki fotoğrafları elde ettim. Açıkçası ıslanmadan bir İğneada gezisi bitirdiğime henüz ben de inanabilmiş değilim.

<em><strong>İğneada liman civarı</em></strong>İğneada liman civarı

Limanı da yeterince fotoğrafladığımıza ve ekibi de yeterince dondurduğuma kanaat getirince haydi dedim günü batırmaya Mert Gölü'ne.

<em><strong>İğneada Limanı</em></strong>İğneada Limanı

Kaptan şöförümüz Mustafa'nın kıvrak sürüşü neticesi kısa sürede Mert Gölü'ne vardık. Otobüsten inince gördüm ki, burası gerçekten soğuktu :) Ekibin büyük kısmı en fazla 45 dakika mukavemet gösterebildiği soğuğun ardından güneşin batmasını bekleyemeden otobüsteki yerlerini aldı :)

<em><strong>Mert Gölü</em></strong>Mert Gölü

Geride ise batmakta olan güneş, Mert Gölü, Karadeniz, 5D MKII'm ve kulağımdaki Pink Floyd sesleri kalmıştı.

Güneş batarken biz de artık yola düştük, bütün gün üşüyen arkadaşlar da, otobüsün sıcağında kendilerinden yavaş yavaş geçmeye başladı.

Baharda tekrar İğneada'da olacağız. Longoz ormanlarının fotoğraflarını bekleyin derim.

Görüşmek üzre.

Emre KASAP

Merhaba ve İğneada Gezisi hakkında 1 adet yorum bulunmaktadır.
İsmail Emre Kocakaya
24 Şubat 2011 Perşembe
Yazınızı keyifle okudum keşke daha uzun yazmış olsaydınız,fotoğraflarınızda bir harika ellerinize sağlık zevk alarak izledim.
Bu yazı hakkındaki yorumunuz?

E-Posta adresiniz gizli kalacaktır. Tüm alanların girilmesi zorunludur.

Fotoğraf ve Blog Arşivinde Ara
Enes ŞAHİN